Dün gece yazdığım yazıda bahsettiğim "Ayrılık yaman kelime" adlı eseri paylaşıcaktım. Hemen youtube linkini veriyorum.
http://www.youtube.com/watch?v=vxoHvkSyQP4
Makam: Segâh
Beste: Sadettin Kaynak
Güfte: Vecdi Bingöl
Dün yazımı yazarken arka fonda dinlediğim üç şarkıdan biriydi. Hala mutsuz ve üzgünüm ne kadar sürer ne zaman atlatırım bilmiyorum. Kendi içimde çelişki yaşıyorum bolca...
Nazım Hikmet 'in belkide en sevdiğim insana moral aşılayan şiirinin bir bölümünü paylaşmak istiyorum. Şiirin full hali için "YAŞAMAYA DAİR" yazıp internette bulabilirsiniz.
Diyelim ki, ağır
ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan,
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini.
Diyelim ki,
dövüşülmeye değer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
Daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.
Diyelim ki
hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla
yani, duvarın ardındaki dışarıyla.
Yani, nasıl ve
nerede olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...