« Önceki |

Cuma, Ekim 20, 2009

Sen dinlensen ne olacak be adam...

Dinlenildiğimizi zaten biliyorduk ama bu kadar yaygın olduğunu yeni öğrendik açıkçası.

Ama benim kafama takılan telefonda en fazla karısıyla-kocasıyla kavga eden, bakkaldan gelirken iki ekmek al bey diyen kişilerin dinlenmekten neden bu kadar korktuğu?

Herhalde sanıyorlar ki birileri sürekli onları dinliyor işleri güçleri yokmuş gibi.

Bir haber kanalı sokağa muhabirini salmış ropörtaj yapıyorlar. Dinlenmekten korkuyor musunuz? Dinlendiğinizi düşünüyor musunuz?

Herkes evet diyor şaşıp kalıyorum. Yahu amcam bir ayağın çukurda, gözünün biri toprağa bakıyor seni dinleseler ne olacak.

Ama sonradan teşhis koydum. İnsanlar kendilerini dinlenecek kadar önemli olduğunu hissetmek, egosunu azcık okşamak için böyle düşünüyor.

Acı gerçeği söylüyorum sade suya vatandaşsın işte be adam, seni kim dinleyip ne yapsın?

Salı, Eylül 27, 2009

Şok şok şok, flaş flaş flaş, son dakika

Türkiye son dönemde öyle bir gündem eskitir hale geldi ki. Artık başlıktaki şok şok şok, flaş flaş flaş, son dakika gibi haberi önemli kılmaya yarayan söz öbekleri hiçbir anlam ifade etmiyor.

Bakayım şöyle son 2-3 yıldır neler oldu neler bitti düşünüyorum.
Akp kapatma davası, ergenekon davası, aşağı yukarı 10 tane büyük kayıp verdiğimiz terör saldırısı, ekonomik kriz, Dolmabahçe'de ki Yaşar Büyükanıt-Tayyip Erdoğan görüşmesi, Suriye sınırında bulunan mayınlı arazinin temizlenmesi mevzusu, kuş gribi, domuz gribi, yerel seçimler, deniz feneri davası, Melih Gökçek vs Kemal Kılıçdaroğlu tartışması (Uğur Dündar hakemliğinde), başbakanın davos çıkışı, e muhtıra, AKP ve Fetullah Gülen'i bitirme planı belgesi, darbe günlükleri (sanırım buda ergenekon kapsamındaydı), DİSK başkanına silahlı saldırı, gazeteci Hrant Dink cinayeti, Münevver Karabulut cinayeti, 1 mayıs olayları (her sene her sene tekrar ediyor zaten),  Ankaraspor'un ligten düşürülmesi (Melih Gökçek muhabbeti yine) ve son olarak kürt açılımı.

Şimdi sadece kısa bir süre öncesindeki olayları hatırlayabildim ancak. Blogun içeriğine tekrar baktım. Bunlar kadar önemli olmasada en az bunlar kadar 2-3 liste çıkar yani. Ve insanlar duyarsızlaşmaya başladı. Haber sitelerinde artık bu tip başlıklara itibar etmiyorum. Zaten hiçbir haber beni heycanlandıramıyor. Zorla duyarsızlaştırıldık sanırım.

Çarşamba, Ağustos 30, 2009

Veciz Bir Söz Daha

Başbakanımızın onlarca veciz sözü üzerine bu gün bir yenisi eklendi.

Her üniversite mevzunu iş bulacak diye bir kaide yok.

Az önce arkadaşımla aramızda geçen diyalogu aynen aktarıyorum.


D: Deli
A: Arkadaş:

D: Başbakanımızın yeni veciz sözünü duydun mu?
A: Biliyorum ya ne yapçakmışız iş bulmayıp acaba?
D: Vallaha sen herhalde 3 çocuk yapacaksın
A: Sen öyle deme bari ya :(
D: O zaman ananıda alıp gideceksin. Bende askere giderim zaten askerlik yan gelip yatma yeri değil şehit olurum.
A: Üstündeler senin yine...
D: Vallaha başbakanın sözleri ben söylemiyorum o söylüyor


Ne kadar güzel değil mi? Başbakanımızın veciz sözlerini kullanıp millete ayar veriyoruz.
Sizde deneyin memnun kalacaksınız

Cuma, August 14, 2009

Tayyip Erdoğan'ı hem edebe hemde adaba davet ediyoruz.

Bir önceki yazımda üniversiteli gençlerin yaptığı protestoyu yazmıştım.

Ben onu yazdıktan hemen sonra başbakan bir açıklama yaptı ki saç baş yoldurur cinsten.

Şehit annesiyle, terörist annesinin bir araya gelmesine "şehit anneleri buluştu" dedi.
Herhalde kendisi şehitle leş arasındaki farkı bilmeyecek değil. Bu yüzden kasıtlı olarak bilerek yaptığını düşünüyorum hatta eminim. Bu yaptığı bir değil iki değil kabak tadı verdi bu terbiyesizlikler...

Asıl adaba davet edilmesi gereken kendisidir. Her karşıt görüşe ideolojik tepki diyor. Kendi yaptıklarına demokratik hak diyor.  Çıkıpta kriz ne olacak diyen vatandaşı yaka paça dışarı attırıyor.  Daha öncede çiftçilere, işçilere bir çok kez böyle hareketlerde bulundu. "Ananıda al git" gibi bir çok söz söyledi. Söylemediklerini ise ya polisler, ya korumalar bir güzel susturdu.

Ben seni edebe va adaba davet ediyorum Tayyip Erdoğan bu dünya ne sana kalır, ne bir başkasına elbet günün birinde bu toplum seni yaptıklarından dolayı lanetle anacaktır.

Salı, August 11, 2009

Afferim Çocuklar...

Geçtiğimiz hafta öğrencilerin harç zamlarını protesto etmesi ve polislerin bu gençleri yaka paça alıp götürmesiyle ilgili bir yazı yazmıştım.

Aynı gruptan öğrenciler başbakanlığa pankart açıp yürümüşler. Kimsede ellememiş.
Nasıl olur yahu diyeceksiniz eminim. Şöyle olmuş, ilk açtıkları pankart "Teşekkürler Başbakanım" şeklindeymiş ve teşekkürler başbakanım diye slogan atarak yürümüşler.

Polislerde başbakana teşekkür eden gençlere müsade etmiş. Sonra bizim gençler pankartı yırtıp başka bir pankart çıkartmasınlar mı :) Hemen apar topar dağıtmışlar öğrencileri.

Padişahım çok yaşa demek suç değil, padişahı kötülemek suç.
Burası Türkiye...

Perşembe, August 6, 2009

Çalık ve Ciner Grubunun Ağzı Sulandı...

Az öncede bir yazı yazmıştım. Sabahtan okuduğum gazetelerde gündem bayağı bir kalabalıktı konular birbirine karışmadan şöyle ayrı ayrı ağız tadıyla yazmak istedim.

Çalık ve Ciner grubu malumunuz hükümete yakınlıklarıyla biliniyor. Bugün Putin ülkemize geliyor,  15 anlaşma imzalanacakmış enerji ile ilgili vs.

Tayyip Erdoğan'ın kankisi azgın teke Berlusconi'de piyangodan çıkıp bugün geleceğini bildirmiş.

Olay kısaca şu algülüm-vergülüm yapılacak. İhaleler ciner ve çalık grubuna verilecek vs. vs. kısacası her zaman yaşadığımız bildiğimiz olaylar.

Uyanık olmak birşeyi değşitirmiyor, düzeni değiştirmek gerekiyor...

Perşembe, August 6, 2009

Tarafsız (!) Meclis Başkanımız Seçildi

Köksal Toptan tüm partilerin ve halkın gözünde eşitlikçi bir meclis başkanıydı. Herkes tarafından kabul görülmüş, sevilmişti.

Muhalefet liderleri bile Köksal Toptan'ın tekrar aday gösterilmesi halinde destek vereceklerini açıklamışlardı.

Fakat öyle olmadı. Diktatör Tayyip Erdoğan adayı gösterdi ve aday seçildi. Mehmet Ali Şahin "Milli Görüş" akımından gelenlerden. Böylece Devletin en üst 3 kademesinin eşi türbanlı oldu.

Aslında vurgu yapmak istediğin nokta. Tayyip Erdoğan'ın bir aday göstermesi ve o kişinin kayıtsız şartsız seçilmesi. Yani kasıt Mehmet Ali Şahin değil. O veya bir başkası olabilir. Benim kafama takılan bu seçimde oy veren insanlarda hiç bir gram onur veya gurur yok mu? Kendi iradeleri, fikirleri yok mu? Yoksa Tayyip babaları herşeyi onlar yerine düşünür, onların düşünmesine gerek kalmaz mı? Her ne ihtimal gerçek olursa olsun açıkça şuan parti içinde bir diktatörlük vardır.

Böyle bir demokrasi anlayışı yoktur. Olamaz...

Ha benim meclis başkanı olmasını istediğim isim ise renkli kişiliği ile Kamer Genç idi ama kazanamayacağı çok açıktı. Umarım önümüzdeki dönemlerde onu Meclis başkanı olarak görme fırsatımız olur. En azından doğru bildiğini dobra dobra söyleyebilen delikanlı biri :)

Salı, August 4, 2009

Enflasyon Düşüyor Oleyyyy (!)

Enflasyon oranları açıklanmış.  Haber aynen şöyle

----------------------------------------
Enflasyon Temmuz ayında beklentiler doğrultusunda gerçekleşti ve yıllık bazda yine düşüşe geçti.

Türkiye İstatatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Enflasyon Temmuz'da TÜFE'de yüzde 0.25 arttı, ÜFE'de yüzde 0.71 düştü.

Yıllık enflasyon TÜFE'de yüzde 5.39'a, ÜFE'de yüzde -3.75'e geriledi.
----------------------------------------

Ben bakıyorum cebimdeki para her gün pul oluyor.
Markette herşey ateş pahası.
Ama gel gelelim enflasyon düşmüş.

Bu enflasyon ne menem bir şey ki böyle düşük çıkıyor hayret. Sonra aklıma geldi ney hesaba katılarak bu enflasyon hesaplanıyor diye. Liste şöyleymiş...

Hortum, yaş pasta, antep fıstığı, leblebi, madlen çikolata, ruj, oje,fanila, iç çamaşırı, cam,musluk, kilit, tül perde, soba borusu, böcek ilacı, çalı süpürge, gündelikçi kadın ücreti, enjektör, yara bandı, gözlük camı, patinaj zinciri, oto pastası, pinpon topu, lego, flüt, spor toto, milli piyango, hamam ücreti, ahtapot (kalamar), karides, balık yumurtası
(havyar), mermer, kireçtaşı,zımpara, yem, ciklet, ispirto, çuval, sütyen, külot, kereste, cd-kaset,kimyasal maddeler, gübre, barut, dinamit, lastik eldiven, cam yünü, tuğla, alçı, teneke kutu, fişek,oto jantı, korna, elektrik sayacı, tencere, çöp sepeti, ampul, pil, tornavida, kum, dikenli tel, dikiş makinesi, matkap ucu, kadın bağı, kiremit, yapıştırıcılar, mürekkep, kolonya, serum,demir, bakır.

Liste hakikaten mükemmel :) barut-dinamit her eve lazım herkesin tükettiği şeyler. Biz evde muhakkak günde 1-2 patlama yapar eğleniriz. Tabiki yok böyle birşey resmen dalga geçer gibi bir liste var burda.

Peki listede neler yok ona bakalım. ..

Peynir, zeytin, çay, şeker, yumurta, çiçek yağı, zeytin yağı, makarna, helva, bal, reçel, kahve,ekmek, margarin, salça, sucuk, et, süt, pirinç, mercimek, nohut, kuru fasulye, un, bebe bisküvi,meyve suyu, sigara, ekmek, deterjan, çocuk bezi, piknik tüpü, doğal gaz,elektrik, su, telefon,sebze, meyve...

Enflasyon nasıl düşüyor şimdi anladınız mı?

Pazartesi, August 3, 2009

Hiç Gereği Olmaz Tabi

Ankarada Başbakanımız AKP Ankara Milletvekili Faruk Koca’nın dönercisinde akşam yemeği için döner yemeğe gitmiş.

Yoldan geçenleride davet etmiş tabi ama herhalde pek rağbet olmamış.

Ordan geçen 6 öğrencide başbakanı protesto için "Siz döner yiyorsunuz ama biz açız harçlarımızı ödeyemiyoruz" diye lafı giydirince çevik kuvvet yaka paça gençleri alıp içeri atmış.  Olaya tanık olanlarda alkışla öğrencilere destek vermişler.

Yemekten sonra dükkanları gezmek için yollara düşen Tayyip bey baktı ki tepki çok vazgeçmiş :)
Gazetecilerde tepkileri sorunca "Hiç gereği yok" yanıtını vermiş. Hiç gereği olmaz tabi Tayyip bey ama sizin oğlunuzun olduğu gibi gemicikleri yok ki bu garibanların...

Pazar, August 2, 2009

Yargı Yargıya Bırakılamaz

Başlık ülkemizi yöneten yöneticilerin ne kadar akıllı olduklarını ortaya net bir şekilde koyuyor.

Adını dahi anmak istemediğim bir siyasetçimiz televizyona çıkıp "yargı yargıya bırakılamaz" diye bir cümle sarfediyor. Aslında cümleye ilk bakıldığında çok aptalca geliyor. Ne demek yargı yargıya bırakılamaz illa hukukçuların başına bir çoban mı koymak gerek bu adamlar bunca yıldır bu işleri şansına mı yürütebildiler? Elbette hayır.

Hükümet işine gelen davalarda, işine gelen kararlarda yargıya karışmayın yargı bağımsızlığı önemlidir derken.  Kendi işine gelmeyen davalarda tam tersi tavır takınmakta. Bu cümlede işte bu zihniyetin eseridir. Zekice ve planlı olarak söylenmiştir.